ARAGON ART

DÖVME BAKIMINDA DUYGUSAL HUSUSLAR

Kendine sırtını dönmeyeceksin. Kendine sırtını dönen kendisini de, dövmesini de sevemez. Sevmez. Toplum olarak zaten kendisine sürekli olarak küsen insanlarız. Biz kendisiyle barışık yaşamayı pek sevmeyen insanlar grubundanız. Ancak, dövme işi ciddi bir iştir ve bu konuda gerçekten hassas davranmamız gerekecektir. Sadece dövme konusu değil, bir çok konuda…ve aslında hijyen gerektiren diğer konularda da o kadar önem vermediğimiz bir toplum yapısına sahibiz. Elbette bu toplum yaşayışıyla ilişkili bir şeydir.
Hindistanda dövme yaptıran Hintli birkişinin, dövmenin bakımına nasıl yaklaşacağı kesinlikle onaylanamaz bir biçimdir. Tayland’da dövme yaptıran Taylandlının hijyene ne kadar dikkat edebileceği tartışılır. Elbette biz burada başka coğrafyalarda ve toplumlarda insanların dövmeye nasıl yaklaştığı, nasıl bakım yaptığıyla ilgili değil de genel kabul gören sağlıklılık olgularını dikkate almalıyız. Örneğin, derideki bir yara, tıbbi deyimle deri lezyonu kesinlikle tedavi olmayı gerektiren bir durumu yansıtır. Yani eğer bir yerinizde (kesik, yırtılma, açılma gibi (dışsal) harici) bir yara oluştuysa, bunun kesinlikle herhangi tedavi edici bir ilaçla onarılması gerekmektedir. Dövme de bu yaralardan biridir. Diğer ciddi kesikler kadar olmasa da sonuçta tene (derinin üst tabakasına kadar) giren bir iğne vardır. Bu da deride tedavi edilmesi gereken bir sonuç yaratır. Ve bu tedaviyi dövme sanatçısının onayladığı ve önerdiği biçimde uygulamamız gerekmektedir. Peki nedir bu tedavi dediğimiz hassas noktalar ve her dövmeci aynı tedavi sürecini mi önermektedir. Evet, işte bu burada da tartışmaya açılmış bulunmaktadır.
Klasik, bilinen dövme bakımı genelde şudur: “Bir hafta ile on gün arası su değmeyecek, yani banyo yapılmayacak. Suyla temas etmemesi birinci kuraldır. En iyi yolu ise 3-5 gün süre ile üzerini hafifçe sarmak. Anti-bakteriyel bir kremle kremlemek… denize, havuza, suya, güneşe çıkmak yasak. V.s, v.s…” Evet, peki bu mudur gerçekte. Bu, dövmenin henüz gelişmediği ve kulaktan kulağa aktarılan bazı yerleri abartılı bazı yerleri doğru olan bilgiler bütünüdür. Bir yaranın iyileşmesi için yapılması gerekenleri anlamak için yara ve deri hakkında bilgi sahibi olmak zorunludur. Öyleyse nasıl olmalıdır;
Öncelikle bir yaranın (lezyonun) iyileşme süreci lezyonun durumuna göre değişir. Herhangi bir bıçak veya cam kesiği bile değişik zamanlarda iyileşme sürelerine sahiptir. Ancak dövme uygulamasının yarattığı lezyonun iyileşme süresi çok uzun süren bir zaman değildir. Dövme uygulaması için, dövme yapıldıktan 7 ila 15 gün arası bir iyileşme süreci göz önünde bulundurulmalıdır. İlk iyileşme dediğimiz ilk micro-kabuklar ilk 5 gün içinde yerini parlak ince bir deriye bırakır. Burada anatomi bilgisinin olması zorunludur. Bir derinin kendini onarma sürecini bilmek gereklidir. İlk 5 gün içinde micro-kabuklar atılır ve yerini, incelmiş deriyle iyileşme sürecinin pozitif alanına doğru bırakmaya başlar. Bu süreç yaklaşık 10 gündür. İlk görünür iyileşme bu zaman sürecinde oluşur ve dövmenin artık enfekte olmayacak sürece girdiğinin göstergesidir. Bu süreç başta da belirttiğimiz gibi bir hafta ila 15 gün sürer. Bu süreçten daha uzun süren bir dövme uygulaması kesinlikle dövmeye iyi bakılmadığının, dövme sanatçısının söylediklerinin kulak ardı edilmesinden kaynaklanan bir negatif durumdur.
Peki bu süreç nasıl geçiştirilecektir. Dövme uygulamasından sonra dövme sanatçısının önerdiği ve onayladığı uygulayımları gerçekleştirmeye çalışırsak, yaptırdığımız dövme için iyi sonuç alabiliriz demektir. Bu süreç dövme sanatçılarına göre çok az değişim gösterse de aslında genel bilgi şudur; Dövme yapıldıktan sonraki süreç ve dövme bakımında genel mantık şudur. Lezyon bölgesi, yani dövme temiz ve steril tutulmalıdır. Yani aslında yıkanmamalı değil, tam tersi antibakteriyel sabunla yıkanmalıdır. Dövme yapıldıktan sonraki 7-8 saat sonra dövme antibakteriyel sabunla ve sıcak olmayan suyla yıkanmalı ve hemen ardından antibiyotik, antiseptik ve epitelizan (cilt gelişimini hızlandıran madde), sikatrizan (derinin en üst noktası olan epitel noktayı besleyen ve yaraların çabuk kapanmasını sağlayan madde) içeren bir kremle tedavi süreci başlatılmalıdır. Yıkanmak ya da denize girmenin ciddi bir sakıncası yoktur. Sakınca şurdan doğmaktadır. Uygulanan dövme bir epitel bir noktada lezyon yarattığı için bu lezyonun ıslak ve de kuru kalmaması gerekmektedir. Bu nedenden dolayı abartılmış bir klişe uygulanmaktadır. Ve aslında bir lezyonun en iyi biçimde iyileşme süreci temiz tutulması ve bu temiz tutulabilme olanağı ise epitel lezyonu antibakteriyel sabunla yıkamaktır. Üçgün hiç yıkanmadan üstüne sürülen kremle duran lezyonun mikrop kapma ve yapışma olasılığı daha fazladır. Bu yüzden normal banyo süresini etkileyecek herhangi bir şeye gerek yoktur. Eski klişe söylemlerden doğru olanlar ise havuz ve güneş olgusudur. Havuz bildiğiniz gibi onlarca kişinin içinde bulunduğu aslında desenfektan olmayan bir yerdir. Ve değil sadece dövme, herhangi bir yarayla bile girildiğinde enfekte olma olasığı çok yüksektir. Güneş lezyon üzerine geldiğinde, deri tahribat yaşadığından, yakıcı olur ve renklerin aynı tonda kalma ömürlerini azaltır. Bu süreç yine de az bir süre değildir. Örneğin, 15 yıl sonra solacak olan bir renk daha kısa bir sürede solar, 8 ila 12 gibi… Dövme uygulanan bölge, sanatçının yaptığı anda sarıldıktan sonra, sargı çıkarıldıktan sonra kesinlikle kapatılmamalıdır, sarılmamalıdır. Dövme uygulamasının lezyon tipi açık yara tipidir. Açık kalması halinde hızlı iyileşebilecek bir yara biçimidir. Bu nedenle yeni yapılmış bir dövmenin kapatılması bazı sakıncalar yaratabilir. Konu uzun aslında. Bir çok tartışmayı beraberinde getirebilecek çeşitli iddialara açıktır. Ancak bunun çözümü ise şurdadır. Anatomik yapı ve lezyonlar hakkında bilgi edindiğimizde neyin yaranın ya da dövmenin daha çabuk iyileşmesine neden olduğunu bilebiliriz.
AVA

================================================== --