ARAGON ART

DÖVME TARİHİ

Tattoo - Dövme - Deq - Xal Tattouage وهسم - Wesm
''Yok edilemeyen bir boya maddesinin belirli bir teknikle derinin alt yüzeyine işlenmesi.”

''Yaşanır kıldığım giyindiğim doğa Efendin değilim bir parçayım senden …eşin Bedenime işlediğim hayalimi süsleyen simge Yeni anlamlar kat bana Binyılların kayıp yüzlü süslü izi!..'' Ava

Neye dokunsanız insana dair, hep eskiye, eskiye gider tarihi. Binyıllara… dövme de öyle.
Tarihi binyıllara dayanan bir sanat formudur dövme.
Mağara resimleri, mimari yapı, heykellerin taşıdığı tarihsel bilgileri dövmede de bulabiliriz. Yüzyıllar, hatta binyıllar öncesine dek uzanan tarihiyle dövme tarihin babası diye adlandırılan Herodotus, gezgin kaşif Marco Polo ve James Cook tarafından belgelenmiştir. Bakın Evrim teoremini ortaya atan ünlü bilimadamı Darwin ne diyor bu konuda: “bu olguya rastlanmayan hiçbir kültür yoktur.” Dövme aslında sözlü olmayan bir iletişimdir. 1991’de Profesör Kinler SPINDLER Avusturya-İtalya sınırında bulunan “buz adam”ın dövmeli olduğunu açıkladı. Tarihi mi? Şaşırtıcı… Yaklaşık İ.Ö. 10 bin ila 38 bin yılları arası. Japonlarda İ.Ö 5 binden daha eski. Bugün de en ince ve renkli dövmeleri en güzel işçilikle ortaya koyan Japon dövme sanatçılarıydı. Dövme orada bir kimlik, bir aidiyetti.Her simge birilerinin bir kabileye, bir örgüte, bir topluluğa ait olduğunu simgeliyordu. Dövme ve Piercing ile ilgili ilk izlerden bazılarına Mısır mumyalarında İ.Ö 2 binli yıllara ait bulgularda rastlanmış. Kazak ve Kırgız kültürlerinde de oldukça eski ve yerleşiktir.
Antik Trak kavminde dövme soyluluk göstergesiyken Yunanlılarda ahlaksızlığın damgasıydı. Roma’da suçlu ve köleleri tanımaya yarıyordu. Amerika kıtasındaki yerlilerde dövme yaptırmak çok yaygındı. Bu ipucunun kaynağı 15. ve 19. yüzyıllarda oraya giden din adamlarıdır.
Yeni Zelanda’da Maori kabilesi ve Eskimolar yüzlerine kesilerek yapılan acılı dövmelerle ergenlikten olgunluğa geçerek artık bir savaşçı olduklarını kanıtlıyorlardı. Cezayirli gemiciler aracılığıyla Osmanlı denizcileri arasında yaygınlaşan dövme 17. yüzyıldan itibaren yeniçerilerce bağlı bulundukları bölüğü simgelemek amacıyla yaptırılmıştır.
Mitolojide ise dövmeyle ilgili çok çeşitli söylentiler vardır. Evrenin tanrıları, dövme tanrısı ve balıkların desenleri ile renklerin yaratıcısı Bilge Tohu’nun bilgece bakışları altında Ta Tau sanatını icra etmişti. Ta Tau bugün Tattoo adıyla anılan dövmeye adını veren tanrı olarak bilinir. Bir gün Mata Mata Arahu ve Tura-i Po adındaki tanrılar Tanrıça Hina’yı baştan çıkarabilmek için yeryüzüne indiler. Ve vücutları mavi desenlerle kaplandı. Bundan sonra insanlar kendilerini tanrılara beğendirmek için vücutlarını farklı farklı desenlerle kapladılar. Ve herkes aslında tanrıları taklit etti. 18. yüzyılın batı denizcileri ise vücutlarına köpekbalığı, yunus, kılıç, çapa resimleri çizdirmiş, sevgililerinin isimlerini yazdırmışlardı. Bazı figürler ise denizde yol aldıkları her beş bin mili ifade ediyordu.
En renkli ve ince işlemeleri Japon dövme sanatçıları yaptı. Yasadışılar hangi gruba ait olduklarını belli ettiler; kaplanlarla ejderler hep birbirleriyle çatıştılar. Rus mafya üyeleri hapishanedeyken ellerine dört duvar arasında olduklarını anlatan beş nokta veya ihbarcı olmadıkalrını anlatan ve görmedim, duymadım, konuşmadım anlamına gelen üç nokta dövmelerini yaptırdılar. Her ülkede dövme, çeşitli anlamlar barındırmış oldu. Rusya’da Rus mafya üyeleri hapishaneye girdiklerinde ellerine hapishanede oldukları, dört duvar arasında oldukları anlamına gelen beş nokta, ihbarcı olmadıklarını ifade eden “görmedim, duymadım, bilmiyorum” anlamına gelen üç nokta işareti yaptırıyorlardı. Yine dövmeyle ilgili ilk bulgulardan bazılarına M.Ö 3300 yıllarına ait bulgularda rastlıyoruz. Avusturya ile İtalya arasında elde edilen buluntular Bronz çağa ait Icemann insanında dövme olduğunu göstermiştir. Tenlerinin koyuluğundan dolayı Afrikalılar yakma, kesme yöntemiyle yapmışlardır dövmeyi
Anadolu’da da dövme tarihi oldukça eskidir. En eski bilgi M.Ö 2 binli yıllara kadar gidiyor. Güneşin, ayın, yıldızın kutsallığına inanıldığı yıllarda bunları ifade eden işaretler yapılırdı ellere, alınlara. Bir nevi kimlik bilgisi olarak kullanılmıştır. En başta halife olan padişahtan tutun da rütbe ve kahramanlıklarını belli eden dövmelere sahip olan yeniçerilere kadar herkesin dövmesi vardı. Bugün halen Doğu ve Güneydoğulu insanımızın ellerinde, alınlarında, ayaklarında dövmelere rastlamak mümkün.
Dövme, Türkçe anlamıyla vücuda uyumlu bir boya maddesinin çok uzun süre, yıllar boyu çıkmayacak biçimde derinin alt yüzeyine desenler halinde işlenmesidir. Boyayı derinin altına işlemenin çeşitli biçimleri vardır. Bunlara bütünüyle Dövme teknikleri diyoruz. Günümüze değin her kültür kendi tekniğini bulunduğu koşullara göre oluşturmuştur. En bilinen tekniklerin başında Japon tekniği gelir. Uzun bir çubuğun ucuna bağlanan değişik sayıdaki iğnelerin deriye yatay bir biçimde batırılmasıyla uygulanır. Gölgeleme, kontür ve dolgunun başarıyla uygulandığı bu teknik artık çok az usta tarafından uygulanmaktadır. Pasifik ada yerlilerinin kullandığı teknik çapa biçiminde bir çubuğun üzerine başka bir çubukla çekiçleme vurarak uygulanandır. Eskimolarda ve bulunduğumuz coğrafyada benzer tekniklere rastlanmaktadır. Çok bilinen uygulayımla türkiye’de hapishane ve askeriye teknikleri diye adlandırılan, iğneye iplik sarıp boyaya daldırarak derinin alt yüzeyine işleme yöntemi halen görülmektedir. Güneydoğu’da ise herhangi bir kümes hayvanının tüyünün ucuna iplikle bağlanan iğneyle uygulanır. Burada kullanılan boya malzemesi anne sütü ve is (kurum) ten elde edilir. Günümüzde, son yüzyıldır kullanılan dövme makineleriyle uygulama yapılmaktadır. Yüzyıldır bu makinenin ana yapısı çok fazla değişime uğramamıştır. İlk elektirikli dövme makinesiyle 1890’lı yıllarda tanışıyoruz. Dövme tarihi bu kişinin Samuel O’Reilly olduğunu söyler. Artık dövme profesyonelleşmiştir. Uluslararasılaşan ilk dövme fuarı 1970 yılında yapıldı.1980’lerde sektörel uygulamaya geçen dövme ve beraberinde piercing birlikte anılmaya ve sektör haline geldi. Artık dövme bölgesel motif, inanç olmaktan çıkmış süs, moda, sanat haline gelmişti. Avrupada Fakir Mustafar San Francisco’da dövme ve piercingle ilgili eğitim merkezi açtıktan sonra bu bölüm artık güzel sanatlarda bir kürsüye sahip bir sanat dalı oluyordu.

================================================== --